Gıda Katkı Maddelerinde 'Güvenli Kullanım Sınırı' Uyarısı
Fatih GÜLTEKİN
Prof. Dr.
Gıda katkı maddeleri değerlendirilirken yalnızca maddenin adı değil; dozu, tüketim sıklığı, saklama koşulları ve kişinin genel beslenme düzeni birlikte ele alınmalıdır.
Gıdaların raf ömrünü uzatmak, tat, renk, görünüm ve yapısını korumak amacıyla kullanılan katkı maddelerinin, belirlenen güvenli sınırların üzerinde ve sık tüketilmesinin sağlık açısından risk oluşturabileceğini unutmamak gerekir.
Gıda katkı maddeleri belirli teknolojik işlevleri yerine getirmek amacıyla gıdalara eklenmektedir. Bu maddeler doğrudan gıdaya eklenebildiği gibi ambalajlama, depolama ve üretim süreçleri üzerinden dolaylı biçimde de gıdaya geçebilmektedir. Bir katkı maddesinin kullanımına izin verilmeden önce toksik, genotoksik ve kanserojen etkiler yönünden çok sayıda deney ve incelemeden geçirilmesi gerekir. Güvenli tüketim miktarı belirlenebilen maddeler ancak izin verilen sınırlar içinde kullanılabilir. İnsanlarda kanserojen olduğu açık biçimde ortaya konulan maddelerin kullanımına ise kesinlikle izin verilmez.
Etkiler Maddeye ve Doza Göre Değişebiliyor
Bilimsel araştırmalarda renklendirici ve koruyucu olarak kullanılan bazı maddelerin inflamasyon, DNA hasarı, hücre çoğalması ve hücre ölümü mekanizmaları üzerindeki etkileri detaylıca incelenmektedir. Tartrazin, azorubin, sodyum benzoat ve potasyum sorbat gibi katkı maddelerine ilişkin bulgular; kullanılan doza, maruz kalma süresine ve incelenen hücre ya da canlı türüne göre farklılaşabilmektedir.
Araştırmaların sonuçlarını değerlendirirken doz faktörünü kesinlikle göz ardı etmemek gerekir. Bir maddenin yüksek dozda veya uzun süreli kullanımında ortaya çıkan etki, izin verilen sınırlar içindeki kullanımla aynı değildir. Ayrıca hücre ve hayvan deneylerinden elde edilen bulguların doğrudan insanlara genellenmesi konusunda da bilimsel ihtiyat gösterilmelidir.
Yaygın olarak kullanılan düşük kalorili tatlandırıcılardan aspartama ilişkin epidemiyolojik verileri değerlendiren çalışmalarda, çeşitli kanser türleriyle tutarlı bir ilişkiyi destekleyen yeterli kanıt bulunmamaktadır. Geçmişte kanserojen etkileri tespit edilen bazı sentetik katkı maddelerinin ise gıdalarda kullanımı zaten yasaklanmıştır. Bu durum, denetim ve bilimsel değerlendirme süreçlerinin ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Yeni bulgular ortaya çıktıkça izin verilen maddelerin ve kullanım sınırlarının yeniden değerlendirilmesi şarttır. Tüketicilerimizin de katkı maddelerinin tamamını aynı risk düzeyinde görmemesi gerekir.
İşlenmiş Gıdalarda Tüketim Sıklığı Önem Taşıyor
Sodyum nitrit ve nitrat türevi bileşiklere ilişkin deneysel sonuçlar canlı türü ve doza göre değişebilmektedir. Dolayısıyla tek bir çalışmadan hareketle kesin ve genelleyici sonuçlara ulaşılmamalıdır.
Nitrat türevi bileşikler içeren işlenmiş et ürünleri ile katkı maddesi içeren şekerli ve alkolsüz içeceklerin sık tüketimi ve bazı kanser türleri arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar mevcuttur. Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, bu ürünlerin ne kadar ve ne sıklıkta tüketildiğidir. Uzun süreli ve yüksek miktardaki tüketimin sınırlandırılması, koruyucu sağlık yaklaşımının önemli bir parçasıdır.
Bazı katkı maddelerinin sindirim sırasında kimyasal yapısının değişmesi, birden fazla katkı maddesinin aynı üründe birlikte kullanılması, üretim sırasında oluşabilecek yan ürünler, uygun olmayan sıcaklık ve ışık koşulları ile izin verilen sınırların aşılması olası risk faktörleri arasında yer almaktadır. Gıda güvenliği yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı değildir; ürünlerin taşıma, depolama ve tüketici tarafından saklanma koşulları da sağlık üzerindeki muhtemel etkileri değiştirebilir.
Tüketicilere Etiket Okuma ve Dengeli Beslenme Önerisi
Katkı maddelerinin olası sağlık etkilerini en aza indirmek için üreticilerin mevzuatta belirlenen kullanım miktarlarına titizlikle uyması, tüketicilerin ise ürün etiketlerini dikkatle incelemesi gerekmektedir. Özellikle çocuklar, ergenler, gebeler ve emziren kadınların katkı maddeleri konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Tek yönlü beslenmeden kaçınılmasını, yeterli ve dengeli beslenmenin benimsenmesini, hızlı hazır ve yoğun işlenmiş gıdaların günlük beslenmedeki payının mümkün olduğunca azaltılmasını tavsiye ediyorum.
Gıda katkı maddelerinin tamamının aynı ölçüde zararlı olduğunu söylemek bilimsel bir yaklaşım değildir. Sağlık açısından temel ölçüt; maddenin güvenli kullanım sınırı, tüketilen miktar, tüketim sıklığı, saklama koşulları ve kişinin genel beslenme düzenidir. Tüketicilerimizin mümkün olduğunca çeşitli, dengeli ve doğal gıdalara dayalı bir beslenme düzenini tercih etmeleri son derece önemlidir.