Bitkisel İlaçlara Dikkat: “Doğal Olması Zararsız Olduğu Anlamına Gelmez”
İlkay ERDOĞAN ORHAN
Prof. Dr.
Türkiye, yaklaşık 12 bin bitki türüyle dünyanın en zengin floralarından birine sahiptir. Bu zenginlik, yüzyıllar boyunca "Anadolu halk tababeti"nin oluşmasına çok büyük bir katkı sağladı. Günümüzde ise "doğala dönüş" eğilimiyle birlikte bitkisel ürünlere olan ilgi hızla artıyor; ancak bu süreçte modern fitoterapi ile geleneksel uygulamaların sıklıkla birbirine karıştırıldığına şahit oluyoruz.
Fitoterapi, kelime anlamıyla "bitkisel ilaçlarla tedavi" demektir ve tamamen bilimsel bir tedavi yöntemidir. Dolayısıyla fitoterapide kullanılan ürünlerin belirli standartlara sahip olması gerekir. Bu ürünler; etki mekanizması belirlenmiş, güvenilirlik sınırları tanımlanmış, yan etkileri ve ilaç etkileşimleri net olarak bilinen, farmasötik kaliteye sahip preparatlar olmak zorundadır.
Bitkisel ilaçların üretim süreci, konvansiyonel ilaçlarla aynı kalite anlayışına sahip olmalıdır. Eczaneden alınan bir ağrı kesici ile bitkisel bir ilaç arasında üretim ve kalite açısından hiçbir fark olmamalıdır; her iki ürün de aynı güvenilirlik ve etkililik standartlarını karşılamalıdır.
Maalesef piyasada yer alan bazı bitkisel ürünler bu standartlara uygun değil ve yeterli denetimden geçmeyen ürünler toplum sağlığı açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Vatandaşlarımızın mutlaka Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış ürünleri tercih etmeleri ve bu ürünleri hekim veya eczacı danışmanlığında kullanmaları gerekmektedir.
Toplumumuzda "nasıl olsa bitkiseldir, zararsızdır" şeklinde oldukça yaygın fakat son derece yanlış bir algı var. Bitkisel ilaçlar; diğer ilaçlarla ve gıdalarla etkileşime girebilir, bilinçsiz kullanıldığında beklenmeyen ağır yan etkilere yol açabilir.
Fitoterapi ürünlerine dünyada da farklı yaklaşımlar bulunuyor. Örneğin Avrupa’da bu ürünler çoğunlukla ilaç kategorisinde değerlendirilerek çok sıkı denetimlere tabi tutulurken, ABD’de büyük oranda "gıda takviyesi" olarak piyasaya sunulmaktadır. Avrupa’daki yaklaşımın hasta güvenliği açısından çok daha kontrollü bir sistem sunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bitkisel ilaçlar konusunda eğitim alan ve bu alanda en yetkin olan meslek grubu eczacılardır. Piyasadaki ve medyadaki bilgi kirliliğine karşı toplumun doğru bilgilendirilmesinde biz eczacıların ve hekimlerin kritik bir rolü var. Özellikle medyada yer alan, bilimsel temele dayanmayan öneriler vatandaşlarımızı yanlış yönlendirebilmektedir.
Bitkisel ilaçlar; aktarlardan temin edilen veya rastgele hazırlanan karışımlarla asla karıştırılmamalıdır. Fitoterapi, bilimsel araştırmalar ve klinik çalışmalarla desteklenen bir alandır. Bu nedenle bitkisel ilaçlar yalnızca uzman yönlendirmesiyle kullanılmalıdır. Toplum sağlığımızın korunması adına, kulaktan dolma bilgiler yerine mutlaka sağlık profesyonellerinin yönlendirmelerine göre hareket edilmesini tavsiye ediyorum.